Akıcılık Bozuklukları

Çocuğum kekeliyor: gelişimsel takılma mı, kekemelik mi?

Yazan: DKT İsmet Uyar, Dil ve Konuşma Terapisti · Yayın:

Kısa cevap

2-5 yaş arasında bütün kelime ya da ifade tekrarları sık görülür ve çoğunlukla gelişimseldir. Kelime içindeki ses/hece tekrarları, uzatmalar, bloklar, gerginlik, çocuğun takılmalarından rahatsız olması ya da takılmaların 6 aydan uzun sürmesi kekemeliği düşündürür ve değerlendirme gerektirir.

2-5 yaşta pek çok çocuk bir dönem takılarak konuşur. Hangi takılmalar olağan, hangileri kekemelik işareti ve evde nasıl davranmalısınız?

Bir gün önce akıcı konuşan çocuğunuz bir sabah "ba-ba-ba-baba" diye başlayan cümlelerle uyanabilir. Bu ani değişiklik aileleri çok korkutur; ardından gelen ilk soru da genellikle aynıdır: "Kekemelik mi başladı, yoksa geçecek mi?" Bu yazıda okul öncesi dönemdeki takılmaları, olağan gelişimsel akıcısızlık ile kekemeliği birbirinden ayırt etmeye yardımcı olan işaretleri ve bu süreçte evde neler yapabileceğinizi anlatıyorum.

Takılmalar neden genellikle 2-5 yaş arasında başlar?

Bu yaşlar, dilin çok hızlı geliştiği bir dönemdir. Çocuğun anlatmak istedikleri, bunları akıcı biçimde söyleyebilme becerisinden bir süre daha hızlı ilerleyebilir. Bu yüzden pek çok çocukta bir dönem tekrarlar ve duraksamalar görülür.

Kekemelik de çoğunlukla bu yaş aralığında, bazen yavaş yavaş, bazen de birkaç gün içinde başlar. İyi haber şu: Okul öncesi dönemde kekemeliği başlayan çocukların çoğu, çoğunlukla başlangıçtan sonraki ilk birkaç yıl içinde kendiliğinden ya da destekle akıcılığa kavuşur. Kimin kavuşacağını önceden kesin bilemediğimiz için ise süreci takip etmek önemlidir.

Olağan (gelişimsel) akıcısızlık neye benzer?

Gelişimsel akıcısızlıkta çocuk genellikle bütün bir kelimeyi ya da ifadeyi tekrar eder: "Ben, ben de gelmek istiyorum", "Sonra, sonra parka gittik." Cümlenin ortasında "ıı", "şey" gibi duraksamalar yapar, söylediğini yarıda değiştirir.

Bu takılmalarda gerginlik yoktur; çocuk çoğunlukla takıldığının farkında bile değildir, konuşmaya istekli olmaya devam eder. Takılmalar yorgunluk ve heyecanla artıp azalabilir.

Kekemeliği düşündüren işaretler

Kekemelikte takılmalar kelimenin içinde olur: ses ya da hece tekrarları ("ba-ba-ba-bak"), ses uzatmaları ("ssssu") ve blok dediğimiz, ağzın konuşmaya hazır olduğu hâlde sesin bir türlü çıkmadığı anlar. Bir kelimede birden fazla tekrar olması ve tekrarların hızlı, düzensiz olması da dikkat çekicidir.

Konuşmaya eşlik eden gerginlik belirtileri de önemlidir: göz kırpma, yüzde ya da boyunda kasılma, baş veya el hareketleri, nefesin tutulması. Çocuğun takılmaların farkına varması, "konuşamıyorum" demesi, bazı kelimeleri söylemekten kaçınması ya da konuşmaktan vazgeçmesi değerlendirmeyi beklememek gerektiğini gösterir.

Hangi durumlarda kendiliğinden düzelme ihtimali azalır?

Araştırmalar bazı etkenlerin kekemeliğin devam etme olasılığını artırdığını gösteriyor: ailede, özellikle yetişkinlikte de süren kekemelik öyküsü; takılmaların 6-12 aydan uzun sürmesi; kekemeliğin 3,5 yaşından sonra başlaması; eşlik eden konuşma sesi ya da dil güçlükleri. Erkek çocuklarda da kızlara göre kekemeliğin sürme ihtimali daha yüksektir.

Bu etkenler kekemeliğin mutlaka kalıcı olacağı anlamına gelmez; yalnızca beklemek yerine süreci bir uzmanla birlikte izlemenin daha doğru olacağını gösterir.

Ne zaman değerlendirme yaptırmalı?

Takılmalar 6 aydan uzun sürüyorsa, yukarıdaki kekemelik işaretlerinden biri ya da gerginlik varsa, çocuk takılmalarından rahatsız görünüyorsa, ailede kekemelik öyküsü varsa ya da siz bir aile olarak endişeleniyorsanız bir değerlendirme yaptırmanızı öneririm.

Okul öncesi dönemde kekemelik için etkinliği araştırmalarla gösterilmiş, aile katılımına dayalı yaklaşımlar vardır. Değerlendirme, her durumda hemen terapiye başlamak anlamına gelmez; bazen en doğru adım, aileye yol gösterip düzenli aralıklarla takip etmektir.

Evde nasıl davranmalısınız?

Çocuğunuz takıldığında sabırla bekleyin, göz temasınızı koruyun ve söylediği şeye, yani içeriğe karşılık verin. Cümlesini onun yerine tamamlamayın, sözünü kesmeyin. "Yavaş konuş", "nefes al, baştan söyle" gibi iyi niyetli uyarılar çoğu zaman çocuğun konuşmasına daha fazla odaklanmasına ve gerilmesine yol açar.

Bunun yerine siz sakin ve biraz daha yavaş bir tempoyla konuşarak model olun. Aile içinde herkesin sırayla konuştuğu, acele edilmeyen bir ortam kurun; art arda soru sormak yerine yorum yapın. Günde birkaç dakikalık, yalnızca ona ayrılmış sakin oyun zamanları da çok değerlidir. Çocuğunuz takılmalarından söz ederse bunu geçiştirmeyin: "Bazen kelimeler takılıyor, olabilir, seni dinliyorum" demek, konuşmanın güvenli olduğunu hissettirir.

Sık Sorulan Sorular

Kekemeliğe biz mi sebep olduk?

Hayır. Kekemeliğin güçlü nörolojik ve genetik temelleri vardır; ebeveyn tutumları kekemeliğe neden olmaz. Ancak sakin ve destekleyici bir iletişim ortamı, çocuğun akıcılığını olumlu yönde etkileyebilir.

Stres ya da korku kekemeliği başlatır mı?

Heyecan, yorgunluk ya da hayattaki büyük değişiklikler (taşınma, kardeş doğumu gibi) takılmaları geçici olarak artırabilir, ama kekemeliğin asıl nedeni değildir. Takılmaların dalgalanması kekemelikte sık görülen bir durumdur.

Solak olduğu için mi kekeliyor, sağ eline alıştırmalı mıyız?

Solaklık kekemeliğe neden olmaz ve çocuğu sağ elini kullanmaya zorlamak kesinlikle önerilmez. Bu inanç eskiden yaygındı, ancak bilimsel bir karşılığı yoktur.

Çocuğunuzun takılmalarının gelişimsel mi olduğunu yoksa kekemelik mi olduğunu merak ediyorsanız, bir değerlendirme için randevu alabilirsiniz. Değerlendirmede hem çocuğunuzun konuşmasını inceliyor hem de evde nasıl destek olabileceğinizi birlikte planlıyoruz.

Sorularınız için Instagram'dan da yazabilirsiniz: @dkt.ismetuyar

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; bireysel değerlendirme ve tanının yerine geçmez.

İlgili çalışma alanı

← Tüm blog yazıları